15 Aralık 2011

Beden imajı üzerine...

30 yaşıma gelene dek hayatımda pek çok şeyle barıştım ve insanların söylediklerine kulak asmamayı öğrendim sayılır. Bu durumun sayılı ve yenmesi en güç istisnalarından biri ise Türkiye'de hala büyük bir tabu olan ve "şirin", "sürekli gülen" vb. şirinleştirici ifadelerle üzeri şekerle kaplanan ama online sözlüklerdeki ilgili başlıklarda nefret kusulan şişman olmak ile ilgili.  Bu öyle bir durum ki, tüm bir moda endüstrisi top yekün sizi görmezden geliyor ve bulup buluşturduğunuz üzerinize olan (çoğunlukla kendi yaş grubunuzdan değil de bir üst yaş grubunun kıyafetleri arasından seçilmiş) kıyafetlerle kalakalıyor ve sokakta bir başka "şirin, gülümseyen genç insanla (şişman olarak okuyun)" karşılaştığınızda uzun uzadıya birbirinizi süzüyorsunuz giysilerine odaklı olarak. Siz moda endüstrisinin gözünde yoksunuz, çarşı pazar 5 liraya penye çıfıt satan, bu çıfıtları yapıp yakıştırıp moda blogları açanlarla doluyken siz o çıfıtların barbie bebek standardizasyonu tarafından dışlanıyorsunuz.  Mağazaların vitrininde arada rastlanan yazıcıdan çıktısı alınmış "büyük beden bulunur" yazıları şekilsiz pullu siyah babaanne t-shirtlerine, "genç büyük beden bulunur" yazıları ise şekilsiz pullu ama moda renklerde babaanne t-shirtlerine çıkıyor genelde. Unuttunuz mu siz yoksunuz. 50 yaş öncesinde ve biraz eli yüzü düzgün giyinmeye çalışan biri olarak görmezden geliniyorsunuz. Dikiş dergilerinde bile yer almıyorsunuz. Bazen bir tasarımcı çıkarda bu "pazarı" gözüne kestirip her şeyi yanlış anlamış biri olarak bu işe girişirse şöyle tanıtım yazıları yazabiliyor PRcılar "dünyaya geniş bakan, geniş yaşayan kısacası geniş endamlı insanlara "  hmm pardon ama sadece bir giysi aldığımı sanıyordum, "geniş endamımın" dünyaya geniş bakmamla ilgili olduğunu zannedenlerce aşağılandığımı değil. Öncelikle sevgi modacılar ve pek sevgili moda yazarları, dikdörtgen şeyler giymek bizlerin şişman olduğumuzu, sokaktaki insanın, arkadaşlarımızın ve hatta ailelerimizin bizi şekilden ibaret olarak yargıladığı gerçeğini değiştirmiyor. Sadece biraz daha  çirkin ve kendine güvensiz görünüyoruz o kadar. Giysi seçimimizin karşımızdaki insanda yalnızca  biraz daha zayıf olduğumuz yanılgısını oluşturacak illüzyonlardan ibaret olduğu gerçeği sadece sizlerin kalıplara sokmaya çalıştığınız çeşit çeşit bedenleri inkar etmenizden ibaret. Hayat insanların dikdörtgen bir babaanne t-shirtünün altına gizleyeceğimiz bedenin "geniş endamını" görmediklerini umarak geçirmek için çok kısa. Cidden.

Tüm bu düşünceleri tüm yetişkinlik dönemim boyunca yanımda taşıdım ve üyesi olduğum yabancı forumlarda, sitelerde var olan pozitif etkinin de yardımıyla kendi bedenimle yeni yeni barışmaya çalışıyorum. Yıllardır gizliden gizliye sırf büyük beden ve kendileriyle barışık oldukları için izlediğim blog sahiplerinden ilham alıyorum. Yetişkinlik yıllarımın tamamında beden ölçüm 42-46 arasında ve çoğunlukla skalanın geniş tarafında seyretti. Şu anda 46 bedenim ve bedenimle ilgili ne yakışıp yakışmayacağını tartıdaki rakamdan bağımsız olarak yeni yeni öğrenmeye başlamış biri olarak işim yalnızca biraz daha zor. Tüm olumsuz örneklere rağmen bir iki firma asıl koleksiyonlarının devamı olan büyük beden kalıplarını açmaya başladı. Her ne kadar hala kullanılan modellerde gitmemiz gereken yol olsa da bu seçeneği artırması bakımından iyi bir şey.

Ha evet tüm bu ahkam kesmeler burada son bulmuyor. Kitlesel medyanın pompaladığı mükemmel vücut isteği öyle yaygın ki kalelerinizi ne kadar güçlendirirseniz güçlendirin, kapılmamak elde değil. Şimdilik sadece gel gitler halinde, nefretle sevgi arası gidip gelerek geçiştiriyoruz. Bu gel gitlerin olumlu tarafta bitmesi ise ancak şekilli, şemalli güzel kıyafetler içinde kendimizi iyi hissederek mümkün gibi gözüküyor...

resim Stephanie'nin blogundan...

1 yorum:

  1. ne kadar doğru yazmışssın... bence o stilisti beklemek yerine sen bu işe atlayabilirsin, senin yaratıcılığına inanıyorum.

    YanıtlaSil