02 Haziran 2011

Üzülme Afrika, işimiz bitince sifonu çekeriz!

Avrupa ülkelerinin sömrügecilik geçmişleriyle elde ettikleri zenginliğin kaynağını unutup  dönem dönem Türkiye'ye yönelik bir "safları sıklaştıralım" imasında bulunması vakayı adiyeden. Son 10 yıllık süreçte bu safları sıklaştırma operasyonu sayesinde, sınır boylarında, Meriç'in sularında ve Ege denizinde hüzünle biten mülteci hikayeleri giderek artıyor. Sebep, Avrupa'nın çalıp çırparak elde ettiği zenginliğini paylaşmak istememesi. Bu bilindik bir manzara ama şimdiye dek Avrupa'nın büyüklüğüne inanmışlar ordusu yine ve hep suçlanacak merci olarak Afrika ülkelerini işaret ettiler hep. Öyle ya bir türlü beceremiyorlardı bu işi. Yönetilmeyi. Altını kazısanız ah ne güzel olur bağımsızlık öncesi koloniyel devirlere dönsek dileklerinin görüleceği bu işaret etme aslında boş ve beyhude bir Avrupa'nın kanını yuğma çabası.

This is Africa sitesi fildişi Sahilleri Meclis Sözcüsü Mamadou Koulibaly ile New African gazetesi tarafından yapılmış bir röportajdan yola çıkarak FRANSA KOLONİYEL PAKT SAYESİNDE NASIL AFRIKA'NIN SIRTINDAN GEÇİNİYOR? başlıklı bir makale yayınladı. Makalede cin Fransa'nın 1960'lardaki bağımsızlık dalgasından hemen önce nasıl da kendini sağlama aldığı ayrıntılarıyla açıklanıyor. Makalenin ingilzice aslı şuradan okunabilir. Ben yanlızca en can alıcı kısmı ingilizce bilmeyenler için çevirmeyi uygun gördüm:


Fransa 1960'larda Afrika'dan gelen bağımsızlık taleplerine karşılık vermeden önce eski kolonilerini (CFA ülkeleri) "zorunlu birlik" sistemi altında, 14 Afrika ülkesini yabancı para rezervlerinin % 65'ini ve ilave olarak finansal sorumluluklar için de % 20'sini Fransız Hazinesine koymalarını zorunlu kılan bir düzenlemeye gitti. bu 14 Afrika ülkelerinin kendi paralarının yanlızca % 15'ine erişimleri olması manasına geliyor! Eğer daha fazlasına ihtiyaç duyarlarsa kendi paralarını Fransızlardan ticari oranlar üzerinden ödünç almak durumundalar! Ve bu durum 1960'lardan beri devam ediyor.
İster inanın ister inanmayın, daha da kötüsü geliyor.
Fransa Frankafon ülkelerdeki doğal kaynakları almak veya redetmek hakkını elinde tutuyor. Yani Afrika ülkeleri kaynakları için daha iyi fiyatlar bulmuş olsalar bile bunu Fransa bu kaynakalara ihtiyacı olmadığını söyleyene dek satamıyorlar.
Bu hükümert anlaşmaları uyarınca Fransız şirketleri gözetilmeli; yanlızca bu şirketlerden sonra bu ülkeler ürünleri için başka yerleere bakabilirler. CFA ülkelerinin daha iyi fiyat alabilmeleri bu durumda önemsiz.
CFA bölgesini terketmeye çalışan CFA ülkelerinin başkanları Fransız cumhurbaşkanları tarafından politik ve finansal baskıya maruz kaldılar.
Yani bu Afrika ülkeleri Fransa'ya vergi ödüyor - hem de gittikçe yükselen bir oran üzerinden - ama bu ülkelerin vatandaşları Fransız değil ve kendi paralarının sağladığı hizmetlere ve ürünlere ulaşamıyorlar.
CFA bölgeleri Fransız politikacılarının Fransa seçimleri sırasındaki mnasraflarına finansal destek çıkmaya zorlanıyorlar.

0 yorum:

Yorum Gönder