Okumayı öğrenir öğrenmez -ki N harflerini kelebeğe çevirmeyi öğrendiğimin ertesine denk gelir- kendimi kitapların ortasına, güvenli bir sığınağın içine bıraktığımı ve o zamanlar etrafımda dönen içerisine katılmadığım ama hayatımın geri kalanını derinden etkileyecek olan olayların sesini kısmak için bir kalkan misali kullandığımı hatırlıyorum. Kitap okumak, ucundan çekince gelen bir yumak gibi bir cümlesinden tutununca dış seslere kendimi tümüyle kapatabildiğim bir mabet oldu benim için. Olaylar farklı gelişseydi kendimi çocuk kitapları ile çevrili bulabilirdim şüphesiz, ama o hayhuyun içerisinde sabırsızca daldığım ve kimsenin engellemesiyle karşılaşmayınca sahiplendiğim şaheser romanlar serisi vardı elimin altında: Rus, Amerikan ve diğer dünya klasikleri yanında Barbara Cartland romanlarını da barındıran, yeşil ciltli, kalın kuşe kağıda basılı renkli ceketli, güzel kokulu romanlar... Ortaokula bile varmadan Rus edebiyatının lezzetiyle, Hemingway'in, Steinbeck'in ustalığıyla (ve tabii katalan prensleriyle aşk yaşanan hülyalı barbara cartland'larla) tanışmamı sağlayan bir rüya dizi..
Çok sonra ilkokul 4'ü 5'e bağlayan yaz tatilinde, Tekel'e yolu düşen bir kitap satıcısının marifetiyle babam içerisi Can ve Cem yayınlarının çocuk serileriyle dolu bir karton kutuyla çıka geldi. Ganimetimi özenle saydığımı (tam 40 tane!) ve başucumuzda yan yana duran komodinlerin gözlerine özenle dizdiğimi ve hepsini bir bir okuyuşumu hatırlıyorum. O incecik çocuk kitapları ki bugünkü dünya görüşümün sağlam ve sarsılmaz temellerini atmamı sağladılar.
Ama tabii klasikler ve güzel çocuk kitapları ile mutlu mesut değildi okumak benim için. TRT'nin deli dönemlerinde bir film hatırlıyorum. Bir yemek odası, kocaman bir masa etrafında dünya haritasına benzer bir yuvarlak top elektrik ışınları çıkararak odadakilere korku veriyor.. Sahneye anlam veremediğimi ve neden öyle olduğunu sorduğumu hatırlıyorum. Aldığım cevap yıllarca bir kabus olarak peşimi bırakmadı ve beni her an delirebileceğim korkusuyla tedirgin uykulara yatırdı: "çok okumaktan öyle olmuş". Sonra alıştım zaten çünkü bizim ailede her iş adamının mafya babası olduğu gerçeği ile insanın okumaktan delirilebileceği gerçeği hiç tartışılmaz!
Sonra 8-9 yaşlarındaki Nihal ile tipik bir konuşma:
sırf cevabı duyup gülebilmek için soru soran yetişkin:
-Nihaaal ne okuyorsun?
okumaya ara verip kitabın ismine emin olmak için baktıktan sonra:
-aşkın kollarında*
gülüşmeler
*barbara cartland olduğunu söylemeye gerek yok sanırım
----------------------
Bu yazı kitap okumayan bir toplumda yaşıyor oluşumuzla ilgili de yazılabilirdi ama elde kitap okumaktan genelde nefret eden bir toplum olduğumuz haricinde bir veri yok zira hayat şartları kısmı korsan kitap piyasası düşünüldüğünde havada kalıyor.
Neokuyorsun.com'dan Goodreads.com'a geçis yaptım. Hayat ısrarla düzeltilmeyen projelerin düzeltilmesini beklemek için aşırı kısa.

0 yorum:
Yorum Gönder