15 Aralık 2009

"Zengin Çocuğu musun?" *

Roll gitti bir devir kapandı. Her ne kadar ufaktan parasızlık durumuna göre ulaşamama durumu nüksetse de arada biz pis işçi çocuklarının kendilerine dayatılan avam sözde kültürden kendilerini sıyırıp başka bir şeyle, daha iyisiyle-her ne kadar göreceli olsa da o daha iyi- buluştuğu noktada konuşlanmıştı. Dayanağımızdı. 15 yaşımda okulu kırıp dadandığım sahaflara gidiş yolumun üstünde pembe saman kağıda basılı otobüs biletini uzanıp alırken paranın yolu üstünde duran o ilk dergiyi, kapağını hala hatırlıyorum.

Politik olanın iyi sayılmadığı bir ailede büyüyüp ateşli bir tutkunlukla kelimenin her anlamıyla muhalif olmak zordu. İlk politik manifestomu Körfez savaşı sırasında açıklamış ve zılgıtı yemiştim. 10 yaşımdaydım. İnsanların bulutsuz bir gecede havai fişekleri izlediği gibi savaş seyretmeye başladığı ilk savaştı. Bir gün salona girmiş ve uzanmış televizyonda simultane tercüme marifetiyle aktarılan canlı savaşı seyreden babaannemi görmüştüm. Cnn "keza" hayatımıza girmişti.

Sonra ben tuhaf bir dikensilikle büyüdüm. Herşeye belli bir mesafeden bakarak eleştirebilmeyi doğuştan getirmiştim sanırım. Roll işte bu noktada o dikensiliğin iyi birşey olduğunu fısıldıyordu bana. İyiydi.

Roll ile bunların alakası yok gibi duruyor ama çok aslında. Kalkanımızı kaybettik kaptan, warp hızına çıkıp buralardan basıp gitme zamanı geldi gibi. Işınlana da biliriz o da olur bak.


* Başlığı şu yazıdan yürüttüm. Roll'a bir güzelleme beklerken bana birkaç yıl geç girdiğim üniversitede ilk yıl aldığım kuş kadarcık rektörlük bursuna iyice "hak kazanmak" için zorla bir resitale sürüklendiğimiz günleri hatırlattı. Evim uzaktı, benim aklımda cebimde sıcaklık veren aylık akbilim ve o akbilin geçtiği belediye otobüslerinin (o zamanlar mavi akbiller halk otobüslerinde geçmiyordu) sınırlı zaman dilimi vardı; resitali gözüm görmüyordu. Rektörlük görevlisi kadın, kendini üstün gören tavırları ile ertesi gün zılgıtı basmıştı ortaya doğru. Tanıdığı "zengin" bir ailenin çocuğunu örnek gösteriyordu, onun diyordu zenginliğine rağmen çok daha basit bir cep telefonu var.. Böyle bağlıyordu. O hak eden taraftı, istese alırdı, herşey onun hakkıydı. Biz pis fakirlerse ne hakla ne cüretle... Üstüne bir derya destan yazılır, öyle zıvanadan çıkmış durumdayım. Yazının yayımlandığı konuma bakıyorum sağlak bir konum görmeye şartlanarak ama hayır, değil. Sonra kendime soruyorum, zengin çocuğu musun? Nasıl Roll'a güzelleme yazılırken araya sıkıştırılır bu cümle? Hem de çağrıştırdığı tüm tersi şeylere rağmen... Kaptan hakketen ışınla beni paralel evrene.

0 yorum:

Yorum Gönder