Daha önce pek çok kez söylediğim gibi, el işi benim için hala bir bıçak sırtı. Bu yazı mesela günlerdir taslak klasöründe evrilip çevriliyor. Dilimin ucunda olan, parmaklarımdan dökülemiyor.
Ben efendim, nineli babaanneli, evin genç kadınları işte olsalar da bir kısmının hala evde olduğu bir evde ninemin beş şişleri, babaannemin dantelleri, ah o parlak lacivert düğmeli lacivert hırka, papatya işlemeli kırmızı kazak, babannemin diktiği yazlık elbise arasında bir curcunadır büyüdüm. Bu curcuna arasında biraz aklım erdiğinde el işinin edilgen bir kadın işi olarak dayatılması, tıpkı bir kadın için en güzel mesleğin öğretmenlik olduğu öğütleri gibi içimi sıkar olmuştu. Elişi edilgenlikle kolkola geliyordu; üretici dolayısıyla sistemin dışındaki konumu güdük kalıyor ve benim için elişini farklı okumak mümkün olmuyordu. Oysa mesela, 89 yaşında vefat edene dek babannemin diktiği elbiselerden başkasını giymeyen ninem üretim konusunda önemli bir örnek teşkil ediyordu.
Elişi ile aramdaki sevgi nefret ilişkisi epey bir zaman sürdü. Ta ki crafsterorg'u keşfedene dek. Yeniyetmelerin, erkeklerin, kadınların, üstelik epey de politik bir konumla elişini bağdaştırmış olmaları beni görmediğim atladığım bir bağı ortaya çıkarmaya itti. Sonunda artık elişi ile -en azından bir kısmı ile- barışığım ama bu belli kriterlere bağlı..
Elişi politiktir. Ancak her politik nesne gibi o nesneyi elinizde bulunduruyor olmanız devrimler yaratacak küçük mucizeler ortaya çıkarmaz. Elinizdekini ne yöne kullandığınız çok önemlidir. Bu noktada ben tüm elişi faaliyetlerini aynı kefeye koymuyorum ve yapanlarının sahip olması gereken bir yüksek bilinçten medet umuyorum. Bir zamanlar şiddet gören kadınlara yardım eden sözde kadın örgütü yöneticilerinden birinin iddia ettiği gibi, şiddet gördüğü halde şiddet uygulayıcısından ayrılmanın gereksizliğinden dem vurup oya yaparak kendini ekonomik olarak çok çok az yürütecek bir oyalanmanın gurur duyulacak bir elişi faaliyeti olduğunu savunmuyorum. Bizleri kopmak istediğimiz ama o gücü kendimizde bulamadığımız tüm şartlara, sistemin dayattığı tüm gerekliliklere, steorotiplere mahkum eden her tür el işi politikliğini kaybetmiş ve yanlış ellere geçmiş bir silah olmuştur.
Benim elişim politik. Çünkü ben sistemin dışında nefes almayı isteyen ve kapitalist sistemin çarkları arasında un ufak edilerek bizlere aktarılması engellenmiş olan bilgi zincirinin halkalarının yeniden onarılması gerektiğini düşünen biriyim. Bir alışveriş merkezinde sezonda çift hatta üç haneli rakamlara satılırken indirim dönemlerinde birden tek haneli rakamlara düşen giyim malzemelerinin hangi mahallelerde hangi insanların kimbilir ne emeklerinin çalınarak üretildiğinin ve o devasa fiyat farklarının işçilere değil patrona gittiğini düşündüğünüzde; yapmanız gereken o çarkı sürdürmek değil aksine çarka bir çomak sokmaktır.
Bu noktada itirazların çok yükseleceğini ve ezilenlere rağmen sistemin devam etme gereksinmesinin o çarkı döndürmek zorunda olduğumuza işaret ettiğinin söyleneceğinin farkındayım. Hatta, elişi için alınması "gerekli" malzemelerin çarkın bir başka dişi olduğu söylenebilir -ki doğrudur bir bakıma. Ama ben burada adım adım bir geri alıştan söz ediyorum. Adım adım, önce kendi kazaklarını örmekten başlar bu iş, sonra bir bakmışsın koyundan yün eğirip, tezgahta kendi dokumanı yapıyorsun...
0 yorum:
Yorum Gönder